Hristiyan İnancında Yaratılış ve Günah Nedir?

Bu yazıda Kutsal Kitap’taki Yaratılış kitabının ilk üç bölümünü Ortodoks Hristiyan perspektifinden asli günah, teslis, Adem ve Havva arasındaki ilişki, kötülüğün varlıksızlığı, ve tövbe hakkında detaylı bir şekilde anlatılacaktır. 

Yaratılış 1:1-3 BAŞLANGIÇTA Allah gökleri ve yeri yarattı. Ve yer ıssız ve boştu; ve enginin yüzü üzerinde karanlık vardı; ve Allah’ın Ruhu suların yüzü üzerinde hareket ediyordu. Ve Allah dedi: Işık olsun; ve ışık oldu.

Yaratılış kitabı Teslis imanını ikrar ederek başlar: (Peder) Allah (Oğul vasıtasıyla) gökleri ve yeri yaratır, Allah’ın Ruhu, yani Kutsal Ruh suların yüzü üzerinde lütfunu bahşediyordu ve Allah ışığı yaratırken konuşur, bir diğer deyişle ışığı Kelâm’ı ile birlikte yaratır.

Yaratılış 1:26 Ve Allah dedi; Suretimizde, benzeyişimize göre insan yapalım; ve denizin balıklarına, ve göklerin kuşlarına, ve sığırlara, ve bütün yeryüzüne, ve yerde sürünen her şeye hâkim olsun.

Allah, burada sadece tek şahıs olarak değil, çoğul bir şekilde konuşuyor ve konuştuğu kişiler melekler değil çünkü “suretlerimizde” değil, “suretimizde” tabirini kullanır yani insan farklı şeylerin suretlerine sahip değil, sadece Allah’ın suretinde yaratılmıştır ve suretinde yaratıldığı kişiler Allah ile beraber aynı zamanda Allah’ın Kelâm’ı ve Oğul’u olan İsa Mesih ve Kutsal Ruh’tur. Bir başka tabirle söylemek gerekirse bütün insanlar Peder, Oğul, ve Kutsal Ruh’un suretinde yaratılmıştır.

Ayrıca burada yaratılışın varolma amacını Şamlı Aziz Yuhanna (675/676-749), Ortodoks İnancının Açıklaması kitabında Allah’ın doğasında sahip olduğu iyiliği kendisinden başka özde olan varlıklara paylaşma arzusuna bağlar: “O halde, iyi ve iyiden de öte olan Allah, kendini düşünerek tatmin bulmadığından, ama yüce iyiliğiyle, Kendisinin faydalarından yararlanacak ve iyiliğini paylaşacak bazı şeylerin var olmasını dilediğinden, her şeyi yoktan var etti ve hem görünmeyeni hem de görüneni yarattı.”1 der.

Bütün yaratılış aynı zamanda insan için vardır, yani yaratılış insan merkezlidir ve insan yaratılışın makrokozmosudur. İnsan’ın Allah’ın suretinde yaratılması konusunda İman Şahidi Aziz Maksimos (580-662): “Doğal olarak Allah’a ait olan niteliklerin lütuf yoluyla iletilmesi söz konusudur; insan da başlangıçta, yaratıldığında Allah’tan bunu hemen almıştır.”2 der, burada Allah’ın sahip olduğu nitelikler ya da sıfatlar insanlara aktarılmıştır, örneğin Allah nasıl akıl sahibiyse, insan da Allah’a benzer, ama yaratılmış bir şekilde akla sahiptir. Aynı şekilde Allah’ın nasıl iradesi özgürse insanınki de öyledir.

Yaratılış 1:31 Ve Allah yaptığı her şeyi gördü, ve işte, çok iyi idi. Ve akşam oldu ve sabah oldu, altıncı gün.

Allah’ın yarattığı her şey özünde iyidir, buna şeytanın kendisi bile dahildir ki şeytanı kötü yapan şey özü değil (çünkü şeytan özünde melektir) iradesini kötüye kullanmasıdır. Aynı zamanda da insan, Allah’ın yarattığı her şeyin olduğu gibi, özünde iyidir ancak insan iradesini şeytanla birleşerek kötüye kullandığı zaman günaha girmiş oluyor, insanın doğasında Allah’ın iradesini yapmak vardır.

Adem ve Havva

Adem topraktan, Havva’da Adem’in kaburgasından var olmuştur, bir başka deyişle Adem doğmadan Allah tarafından yaratılmıştır, Havva’da Adem’den çıkarak yaratılmıştır ki bunun Teslis inancında Kutsal Ruh’un Peder Allah’tan çıkmasıyla bazı noktalarda karşılaştırılabilir,3 sonuç olarak Kutsal Ruh Peder Allah’tan çıksa da Peder’le aynı özde olduğu için Kutsal Ruh’ta Allah’tır, Havva’da Adem’den çıkmış olsa da Adem’le aynı öz olduğu için Havva’ya da ibranice de (ve aynı zamanda da Türkçe’de de) insan anlamına gelen “Adem” denilebilir. 

Burada Hristiyan İlahiyatında erkek ve kadın arasında hiyerarşinin anlamı daha da belirgin oluyor, ne yazık ki bazi insanlar Hristiyanlığın çok düz bir şekilde ataerkilci bir ilahiyat sistemine sahip olduğunu buradan iddia ediyor, ancak az önce de belirttiğim gibi, Kutsal Ruh’un Allah’tan çıkması nasıl Kutsal Ruh’u Allah’ın altında yapmıyorsa Havva’nın Adem’den çıkması da Havva’yı Adem’in altında yapmıyor, Adem ve Havva arasındaki hiyerarşik ilişki ahenk ilişkisidir, burada Adem’in Havva için öncülük yapması gerektiği rolünü Hristiyanlık kabul ediyor, ama bunu metafiziksel, ahlaksal, ya da insani olarak Adem’in Havva’dan üstün kılmıyor, Hristiyan inancına göre böyle olsaydı, aynı şekilde Oğul ve Kutsal Ruh’da Peder’den daha alt olarak görülürdü. 

Günah ve Kötülük

Günah kelimesi Grekçe’de “Hamartia”, İbranice’de de “Khata” kelimesine tekabül eder ve “hedefi kaçırmak” anlamına gelir. Burada günah ontolojik bir duruma sahip değildir yani günahın varlığı yoktur, günah var olan bir şeyin bozulması veya çürümesidir. Burada ışık ve karanlık benzetmesi kullanılabilir: Karanlık, ışığın bulunmamasıdır aynı şekilde de kötülük iyiliğin bulunmamasıdır. 

Burada önemli olan şey ne kötülük ne de günahın Allah tarafından yaratılmamış olmasıdır, çünkü Allah iyiliğin kendisidir, ve iyilik ile kötülük birbirine tamamen zıt olduğundan ve bu nedenle de tamamen benzemedikleri için farklı özelliklere ya da niteliklere sahiplerdir. Yani kötülüğün varlığı yoktur, kötülük var olan şeyin bozulması ve çürümesidir.

Yedinci Gün

İman Şahidi Aziz Maksimos Allah’ın yedinci günde dinlenmesi üzerine “Allah iyi şeyleri yapmaktan asla durmaz, çünkü onlara hiç başlamadı.”4 Sözlerini söyler, burada anlatmak istediği Allah ebedi olan eylemlerini yapmaktan durmaz, zaman içinde başladığı belli eylemleri durdurabilir. Burada Allah’ın dinlenmesi Allah için değil, insan içindir. İsa Mesih, Markos 2:27-28’da “İnsan Sebt günü için değil, Sebt günü insan için oldu. Böylece İnsanoğlu Sebt gününün de rabbidir.” Diyerek Sebt gününün amacını özetler, Sebt günü hem dinlenmek içindir, hem de Allah’ın insanların kendisi için adanması gereken özel bir gün olarak yaratmıştır.

Yaratılış 2:9 Ve RAB Allah görünüşü güzel ve yenilmesi iyi olan her ağacı, ve bahçenin ortasında hayat ağacını, ve iyilik ve kötülüğü bilme ağacını yerden bitirdi.

Burada iyilik ve kötülüğü bilme ağacından bahsetmeden önce “hayat ağacından” bahsetmek gerekir. Şamlı Aziz Yuhanna’ya göre hayat ağacı “Yaşamın nedeni olan enerjiye [eyleme] sahip olan ya da sadece yaşamayı hak eden ve ölüme tabi olmayanlar tarafından yenmesi gereken bir ağaçtı.”5 Sözlerini söyleyerek insanın doğası gereği ölümsüz olmasa da Allah’ın lütfuyla ölümsüz olduğunu bize anlatır. Adem’in günahından önce bütün yaratılış ölümsüzdü, çünkü “Günah bir insan aracılığıyla, ölüm de günah aracılığıyla dünyaya girdi.” (Romalılar 5:12). Allah yaşam olduğundan Allah’a karşı gelmek ölümü seçmektir.

İyilik ve kötülüğü bilme ağacı kendi başına kötü bir şey değildir, Havva iyilik ve kötülük ağacının güzel göründüğünü bize ifade eder (Bkz. Yaratılış 3:6), hatta Allah bu ağacı insana insan ruhani olarak olgunlaştığında vermeyi planlıyordu, burada Allah’ın o ağaçtan yeme emri insanın iyiliği ve kötülüğü birbirinden akıllı ve erdemli bir şekilde ayırt edebilme kabiliyetine henüz ulaşamadığından, her ne kadar Adem ve Havva yetişkin olarak yaratılmış olsalarda aklen çocuk gibi olduklarından iyiliği ve kötülüğü bilmeye hazır değillerdi. Hazır olmadıkları için Allah’ın emrine karşı gelip yılanın onları kandırmalarına izin verdi. 

Yılan?

Burada yılan kimdir? İblis’in yani şeytanın kendisidir. İsa Mesih, şeytan hakkında “Şeytan’ın gökten yıldırım gibi düştüğünü gördüm.” Bu düşüş şeytanın insanlığa olan kıskançlığından, çünkü Allah insanı suretinde yarattı ve her şeyi insan etrafında ve insan için yarattı. Bu kıskançlık nedeniyle meleklerin üçte biri şeytanla birlikte Allah’a karşı isyan etti (Bkz. Vahiy 12:4).

Burada Yılan aynı zamanda da ölümü sembol etmektedir, çünkü yılanın Havva’yı kandırıp Adem’in günah işlemesiyle dünyaya ölüm girmiş olur, bu ölüm sadece ruhani değil aynı zamanda da fiziksel ölümü getiriyor, pak olan atalarımız Adem ve Havva böylelikle bozulmuş ve günah yüzünden çürümeye başlamıştır.

Burada Ortodoks Hristiyan piskoposların asalarında iki tane yılan sembolünün öneminden bahsetmek gerekir, “Çölde Sayım” kitabının 21. Bölümünde şöyle yazılır “Musa tunçtan bir yılan yaptı, ve onu sırık üzerine koydu; ve vaki oldu ki, yılanın ısırdığı bir adam tunç yılana bakarsa yaşardı.” Burada Yaratılış’ta ölümü sembolize eden varlık bir anda hayatı sembolize etmeye başlıyor, bu İsa Mesih’in kutsal haça gerilip Ortodoks ilahilerinde de belirtildiği gibi ölümü ölümüyle yenmesini önceden belirtir, ki bu yüzden Aziz Pavlus Korintliler’e olan 2. Mektubunda İsa Mesih’in bir nevi günah olduğunu (ama günahkar olmadığını) anlatır. İsa Mesih günah olarak günahı kendi bedeninde yok ederek Adem’in günahını tersine çevirdi, yani Adem’in yaptıklarını İsa Mesih içinde yaşarsak günahın sonuçlarından arınıp Mesih’te yaşam paydaşlığına sahip oluruz, Hristiyan anlayışında da kurtuluş esasen budur.

Yukarıdaki diriliş ikonası da bu durumu özetler, İsa Mesih ilahi doğasında sahip olduğu sonsuz yaşamı, Meryem Ana’dan aldığı ve kendi ilahi şahsında birleştirdiği insan bedenine aktarıp, sonrasında çarmıhta ölüp yeniden dirilterek bizi ölümden yani günahlardan dirilitti. Burada Adem ve Havva İsa Mesih tarafından mezarlarından kaldırılarak ebedi hayata dönüşleri tasvir edilmiştir.

Günah Farkındalığı ve Tövbenin Önemi

Yaratılış’ın 3. Bölümünde Adem ve Havva’nın yılan tarafından kandırılıp asli günah’a düşmelerinden sonra Allah’ın Kelâm’ından (yani beden almadan önce İsa Mesih’ten) bu günahı işledikleri için korktular, aynı zamanda da çıplaklıklarına atıfta bulundular, ki günah öncesi şehvet ve benzeri erdemsizlikler hakkında bilgi sahibi olmadıkları için çıplaklıklarında bir kusur görmüyorlardı. 

Burada dikkatinizi çekmesi gereken bir konu, Allah’ın her ne kadar her şeyi bilen olsa da, Adem’le konuşurken bilmiyormuş gibi konuşması, Allah’ın insana olan sevgisinden dolayı ve sevginin kendisi olmasından dolayı insana insan günah işlese de Allah’ın ona sevgisini esirgetmediğini ve insana her zaman tövbe etmek için şans verdiğini gösterir. Ancak Adem tövbe etmek yerine suçu karısı Havva’ya bir nevi “Senin bana gönderdiğin kadın bana bu meyveyi yedirdi” diyerek tövbe etmeyi reddetti. Bu nedenle Adem, Havva’yla olan ilişkiyi doğru bir şekilde öncülük edemediği için, Havva da Adem’i kandırdığı için, ikisi de günahın bedelini ödemeye mahkum kılındı, bu günah aynı zamanda da ingilizcede “Original Sin” veya bazen “Ancestral Sin” olarak bilinen Asli Günah’tır.

Asli Günah

Adem’in işlediği günah nedeniyle ölümün ve günahın hayatımıza girmesine de asli günah denilebilir. Her insan günah içinde doğar (Romalılar 5:12) ve bu nedenle de günah işler. Asli günah hakkında günümüzde bilinen iki tane teori vardır

  1. Asli Suç: Hepimiz Adem’den geldiğimiz için Adem’in işlediği suçu biz de üstlenmiş oluruz ve bu yüzden vaftiz olmadığımz sürece bundan cezalandırılırız.
  2. Atalardan Kalma Günah (Ancestral Sin): Adem’in günahı kozmik olarak bütün dünyayı etkilediği için hepimiz Adem’in günahının sonuçlarına katlanırız, ancak Adem’in suçunda paydaş değiliz.

İlk görüş, batıda bile hâlen birçok insanın Hristiyanlıkta asli günah görüşü olarak bakılır ve Hristiyan tarihini, özellikle Orta Çağ tarihini bu doktrin üzerinden bakılır, ancak bu en azından Anadoludaki Hristiyanların ve genel olarak doğu Hristiyanların inandığı bir şey değildi. Burada Hezekiel 18:20 vurgusu da yapılır: “Suç işliyen can, ölecek olan odur; babanın fesadını oğul taşımaz, ve oğlun fesadını baba taşımaz; salihin salâhı kendi üzerinde olur, kötünün kötülüğü de kendi üzerinde olur.” Aziz Pavlus’un Romalılara olan mektubunun yorumunda İskenderiye Papası Aziz Kirillos (376-444) şunu demiştir: “O halde doğamız, bir kişinin, yani Adem’in itaatsizliği aracılığıyla günah yüzünden hastalıklı hale gelmiştir. Böylece, herkes günahkâr oldu ama Adem’le birlikte günah işleyerek günahkâr olmadı.”6

İkinci görüş ise Ortodoks Kilisesinde tarih boyunca savunulan bir görüştür, burada Adem’den aldığımız “suç” en fazla lütuftan mahrum kalma durumunu anlatmak için kullanılabilir, ama Adem’in işlediği suçun cezası bizim üzerimizde değildir, bu mahrum olduğumuz lütfu da vaftizten alırız. Bu görüşü bir örnekle anlatmak gerekirse, çılgın bir bilim adamının su kaynağını uyuşturucuyla zehirlediği ve bunun sonucunda şehir halkının uyuşturucu bağımlıları haline geldiği bir şehir düşünün. Şehir halkı bu hastalıklı durumda oldukları için suçlu değiller, ancak bilim adamının yaptıklarının sonuçlarına katlanıyorlar. Bizler de Adem’in günahının sonuçlarına katlanıyoruz, ancak Adem’in işlediği günahtan suçlu değiliz. Bu vesileyle İstanbul Başepiskoposu Aziz Altınağızlı (Hrisostomos) Yuhanna (347-407) bebeklerin vaftiz edilmesi konusunda “Bu nedenle, günahlarla kirlenmemiş olmalarına rağmen bebekleri bile vaftiz ediyoruz ki, onlara kutsallık, doğruluk, evlat edinilme, miras, Mesih’le kardeşlik verilsin ve O’nun üyeleri olabilsinler.”7 Yani burada bebekler her ne kadar asli günah’a sahip olsalar da, kendileri herhangi bir günahtan suçlu değillerdir, ancak bebekler yine de günahlarından arınmak için vaftiz olurlar ki Adem’den kalan günah nedeniyle oluşan lütuf mahrumiyetinden kurtulup İsa Mesih’in lütfunda onun hayatında birleşsinler.

Bu ikona İncil’de İsa Mesih adına Kral Herod tarafından katledilip şehit düşmüş 14000 “Kutsal Masumlar” diye bilinen bebekleri tasvir eder.
  1. St. John of Damascus, Exposition of the Orthodox Faith, Book 2 (Benim Çevirim) ↩︎
  2. St. Maximos the Confessor, Ad Thalassium (Benim Çevirim) ↩︎
  3. Teslis inancında Oğul ve Kutsal Ruh’un Peder’den çıkması O’nların fiziksel bir şekilde ortaya çıkmaktan ibaret değildir, yani biz İsa Mesih Allah’tan doğuyor dediğimizde bu bir kadının hamile kalıp çocuk doğurması gibi değildir, Peder ile Oğul’un arasındaki varoluşsal ilişkiyi açıklayan özel ad olarak düşünülebilirler. ↩︎
  4. St. Maximus the Confessor, Gnostic Centuries, PG. 90 (Benim Çevirim) ↩︎
  5. St. John of Damascus, Exposition of the Orthodox Faith, Book 2, Chapter 11 (Benim Çevirim) ↩︎
  6. St. Cyril of Alexandria, Commentary on Romans, P.G. 74, 788-789 (Benim Çevirim) ↩︎
  7. St. John Chrysostom, Baptismal Instructions (Benim Çevirim) ↩︎

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir