“İsa Mesih İznik Konsilinde Allah yapıldı” ve bununla birlikte hareket eden “İncil’e göre İsa Mesih Allah değildir” algıları ne yazık ki sadece müslüman dünyasında değil, aynı zamanda Batı’da da yaygın olan düşüncelerdir, İsa Mesih’in sadece Kutsal Kitap’a göre Allah olduğunu bu yazıda kanıtlamıştım, bu yazıda İsa Mesih ve onun Resulleri tarafından atanmış havarisel zincire1 (bkz. “Hristiyan Kiliselerini Kim Kurdu”) bağlı olan kilise atalarının2 söylediklerini paylaştım. Kilise atalarının yazıları Türkçe’de bulunmadığından dolayı bu yazıdaki alıntıların hepsini ingilizceden çevirdim.
Kilise Ataları ve Önemleri
Belirtmiş olduğum üzere, havarilerden sonra Hristiyanlık sadece bir Kutsal Kitap’tan ibaret olmamıştır, aynı zamanda da Resul Aziz Pavlus’un bağlı kalmamız gerektiği (resuli) gelenekler3 ile birlikte bugüne aktarılmıştır. İskenderiye Papa’sı Aziz Athanasios’un da dediği üzere: “Ortodoksluk İsa’nın öğrettiği, havarilerin (resullerin) vaaz ettiği, ve ataların koruduğu inançtır”4 bu bağlamda İsa Mesih’in Hz. Adem’e, peygamberlere, resullere, ve sonrasındaki piskoposlara verilen iman aynı imandır.
Kutsal Kitap’i anlamak, kitabı okuyup görünen anlama göre analiz yapmak büyük bir hata olur, örneğin İsa Mesih Matta 23:9’da “kimseye Baba demeyin” der, bunu görünen anlamıyla okursak kendi babamıza baba dememiz günah olduğu anlamına gelir ki tarih boyunca hiçbir Hristiyan bu ayeti böyle anlamamıştır, Resul Aziz Yuhanna’ya göre İncil’de “İsanın yaptığı başka bir çok şeyler daha vardır; eğer birer birer yazılmış olsalar, sanırım yazılan kitaplar dünyaya bile sığmazdı.”5 denir, yani Allah’ın bize verdiği imanı idrak edebilmemiz için sadece Kutsal Kitap’a değil, aynı zamanda da kilise atalarının dediklerini de dinlememiz gerekir. Bu kilise atalarının asla hata yapamayacağı anlamına gelmez, kilise atalarını doğrulayan unsur onların tek bir sesle öğrettiği Hristiyan imanıdır.
Antakya Piskoposu Aziz Ignatius (35-108):

“İgnatius, diğer adımla Theophorus, Asya’da Efes’teki Kilise’ye… kalıcı ve değişmez bir yücelik için sonsuzluktan beri önceden belirlenmiş, Allah’ımız İsa Mesih’te Peder’in iradesiyle gerçek acılarla birleşmiş ve seçilmiştir.” (Efeslilere Mektup)
“Allah’ımız İsa Mesih, Meryem’den Allah’ın planına uygun olarak gebe kalmıştır: Davut’un soyundan geldiği doğrudur, ama aynı zamanda Kutsal Ruh’tan da gelmiştir.” (Efeslilere Mektup)
“Allah’ımız İsa Mesih’in sevgisinden sonra, var olan her şeyi irade edenin iradesiyle sevilen ve aydınlanan Kilise’ye.” (Romalılara Mektup)
Atina’lı Aziz Aristides (??-134):

“[Hristiyanlar] yeryüzündeki bütün halkların üstünde gerçeği bulmuş olanlardır; çünkü onlar her şeyin olan Allah’ı biricik Oğul’da ve Kutsal Ruh’ta kabul ederler.” (Atinalı Filozof Aristides’ten İmparator Hadrianus’a Mektup)
İzmir Piskoposu Aziz Polikarpos (69-155):

“Ey Her Şeye Gücü Yeten Rab Allah, sevgili ve kutsanmış Oğul’un İsa Mesih’in vasıtasıyla hakkında bilgi edindiğimiz O’nun Peder’i, meleklerin, güçlerin, tüm yaratıkların ve senin önünde yaşayan tüm salihlerin Allah’ı, Beni bu güne ve bu saate layık gördüğün için sana şükrediyorum; öyle ki, Mesih’inin kadehinde, Kutsal Ruh’un verdiği çürümezlikle hem ruh hem de beden olarak sonsuz yaşamın dirilişine kadar şehitlerinin arasında yer alayım. Senin, her zaman doğru olan Allah’ın, bana önceden bildirdiğin ve şimdi yerine getirdiğin gibi, bugün Senin önünde semiz ve kabul edilebilir bir kurban olarak kabul edileyim. Bu nedenle, her şey için Sana övgüler sunuyorum, Seni kutsuyorum, Seni yüceltiyorum, sevgili Oğul’un, sonsuz ve göksel İsa Mesih’le birlikte, Sana ve Kutsal Ruh’a şimdi ve her zaman, ve ebetler ebedince, amin.” (Polikarpos’un Şehitliği)
Antakya Piskoposu Aziz Theofilus (??-183/5):

“Aynı şekilde, ışıklardan önceki üç gün de Teslis’in, Allah’ın, O’nun Kelâm’ının ve Bilge’liğinin6 örnekleridir.” (Autolycus’a 2. Kitap)
Manisa’da Sart Piskoposu Aziz Meliton (100-180):

“Mesih’in vaftizinden sonraki faaliyetleri ve özellikle de mucizeleri, bedeninde saklı olan uluhiyetine dair dünyaya işaret ve güvence vermiştir. Allah ve aynı zamanda mükemmel insan olarak, iki doğasına dair olumlu işaretler verdi: vaftizinden sonraki üç yıl boyunca yaptığı mucizelerle uluhiyetine, vaftizinden önceki otuz yıl boyunca yaptığı mucizelerle insanlığına; bu süre boyunca, bedene göre durumu nedeniyle, çağlardan önce var olan gerçek Allah olmasına rağmen, uluhiyetinin belirtilerini gizledi.” (Sina’lı Aziz Anastasius’un Rehber adlı eserinden bir parça)
Atina’lı Aziz Athenagoras (133-190):

“Allah’ın Oğul’u, düşüncede ve gerçekte Peder’in Kelâmı’dır. Her şey onun tarafından ve onun aracılığıyla yaratılmıştır, Peder ve Oğul birdir. Oğul Peder’de ve Peder de Oğul’da Ruh’un birliği ve gücüyle var olduğundan, Peder’in Aklı ve Kelâmı Allah’ın Oğul’udur. Ve eğer son derece büyük bilgeliğinizle, ‘Oğul’ ile ne kastedildiğini sormak aklınıza gelirse, size kısaca anlatacağım: O, Peder’in ilk doğanıdır, yaratılmış olarak değil, çünkü başlangıçtan beri Allah’ın kendi içinde Kelâm’ı vardı, Allah ebedi akıl ve ebedi mantıkdır, ama tüm maddi şeylerin örneği ve canlandırıcı gücü olarak ortaya çıkmıştır.” (İmparator Markus Aurelius’a “Hristiyanlar Adına Çağrı” adındaki Mektubu)
Lyon Piskoposu Aziz İrinaios (130-202):

“Bununla birlikte, şimdiye kadar yaşamış başka hiç kimse için söylenemeyecek olan şey, O’nun [İsa Mesih’in] kendi başına Allah ve Rab olduğu … hakikatın küçük bir kısmına bile erişmiş olan herkes tarafından görülebilir.” (Sapkın İnançlara Karşı)
“Ama ezelden beri, evet, başlangıçtan beri Baba ile birlikte var olan Oğul, Baba’yı her zaman Meleklere, Başmeleklere, Güçlere, Fazıllara7 açıklar.” (Sapkın İnançlara Karşı)
“[Gnostikler] söylenen insan kelâmının oluşumunu Allah’ın ebedi Kelâmına aktararak, onun söyleniminin başlangıcı ve [zaman içinde] bir varlığa gelişi varmış gibi konuşurlar. O halde Allah’ın Kelâm’ı -hatta Kelâm olduğu için yüce Allah’ın kendisi- insanların kelâmından ne şekilde farklı olabilir?” (Sapkın İnançlara Karşı)
“Bu nedenle, bizi yaratan ya da bize şekil veren melekler değildi, ne meleklerin Allah’ın bir suretini yapma gücü vardı, ne de Rab’bin Kelâm’ı dışında başka biri ya da her şeyin Peder’inden uzak herhangi bir Güç. Çünkü Allah, sanki kendi elleri yokmuş gibi, önceden Kendisiyle yapılmasını belirlediği şeyi gerçekleştirmek için bunlara ihtiyaç duymadı. Çünkü O’nunla birlikte her zaman Kelâm ve Bilgelik, Oğul ve Ruh vardı; onlar aracılığıyla ve onlarda özgürce ve kendiliğinden her şeyi yarattı; onlarla da konuşarak şöyle dedi: (Yaratılış 1:26) “Suretimizde, benzeyişimize göre insan yapalım.” (Sapkın İnançlara Karşı)
“‘…ve Kelâm Allah’tı,’ elbette, çünkü Allah’tan doğan Allah’tır.” (Sapkın İnançlara Karşı)
Roma Papa’sı Aziz Hippolytus (170-235):

“Yalnızca [Allah’ın] Kelâm’ı kendindendir ve bu nedenle aynı zamanda Allah’tır, Allah’ın özü haline gelir.” (Bütün Sapkın İnançların Reddiyesi)
“Çünkü Mesih, insanoğlundan günahı temizlemek ve eski insanı yeni insan yapmak üzere düzenlemiş olan her şeyin üzerindeki Allah’tır.” (Bütün Sapkın İnançların Reddiyesi)
“Kelâm, Allah’ın özü olarak, Allah’tır.” (Bütün Sapkın İnançların Reddiyesi)
“Çünkü Mesih her şeyden üstün Allah’tır…” (Bütün Sapkın İnançların Reddiyesi)
Kartaca Piskoposu Aziz Kiprianus (210-258):

“Mesih’in Allah olduğunu inkâr eden kişi O’nun [Kutsal Ruh’un] tapınağı olamaz.” (73. Mektup)
Niksar Episkoposu “Harikalar Yaratan” Aziz Grigori (213-270):

“Tek bir Allah vardır, yaşayan Kelâm’ın Peder’i, O’nun var olan bilgeliği, gücü ve ebedi sureti; mükemmel doğanın mükemmel doğuranı, biricik Oğul’un Peder’i. Ve Tek olanın tek Rabbi vardır, Allah’tan Allah’a, Uluhiyetin sureti ve benzeri, etkin Kelâm, her şeyin yapısını kapsayan bilgelik ve tüm yaratılışı biçimlendiren güç, gerçek Peder’in gerçek Oğul’u, görünmezin görünmezi, çürümezin çürümezi, ölümsüzün ölümsüzü ve ebedinin ebedisi olan tek bir Rab vardır. Ve varlığını Allah’tan alan ve Oğul tarafından [insanlara] tezahür edilen Tek bir Kutsal Ruh vardır: Oğul’un Sureti, Mükemmel’in Mükemmel Sureti; Yaşam, yaşamın Nedeni; Kutsal Kaynak; Kutsallık, Kutsallaştırmanın Tedarikçisi ya da Önderi; her şeyin üstünde ve her şeyde olan Peder Allah ve her şeyde olan Oğul Allah onda tezahür etmiştir. Yücelikte, sonsuzlukta ve egemenlikte mükemmel bir Üçlü Birlik vardır, ne bölünmüş ne de yabancılaşmıştır. Bu nedenle Teslis’te ne yaratılmış ne de kulluk eden hiçbir şey yoktur; ne de sanki daha önceki bir dönemde var olmamış da daha sonraki bir dönemde var olmuş gibi, sonradan eklenmiş hiçbir şey yoktur. Ve böylece ne Oğul Peder’den, ne de Ruh Oğul’dan hiçbir zaman eksik olmamıştır; ama değişmeden, aynı Teslis sonsuza dek varlığını sürdürür.” (İman Beyanı)
Olympus Piskoposu Aziz Methodius (250-311):

“Çünkü Peder’in, Oğul’un ve Kutsal Ruh’un krallığı birdir, tıpkı özleri bir ve egemenlikleri bir olduğu gibi. Aynı zamanda, tek ve aynı tapınmayla, üç Kişideki tek Allah’a ibadet ederiz. başlangıcı olmayan, yaratılmamış, sonu olmayan ve ardılı olmayan bir varlıktır. Çünkü ne Peder Peder olmaktan, ne Oğul Oğul ve Kral olmaktan, ne de Kutsal Ruh özünden başka bir şey olmaktan çıkacaktır. Çünkü Teslis’ten hiçbir şey, ne sonsuzluk, ne birlik, ne de egemenlik bakımından azalmaya maruz kalmayacaktır.” (5. Mezmur Üzerine Vaaz)
- Havarisel zincir (Apostolic Succession), Havarilerden Ortodoks Kilisesi’nin mevcut episkoposluğuna kadar doğrudan bir havarisel atama zinciri vasıtasıyla Ortodoks imanının zaman içinde değişmeden devam etmesidir. ↩︎
- Kilise ataları, Hristiyan tarihi boyunca Hristiyan kilisesinde önemli yer almış ilahiyatçılar ve din adamlarıdır. ↩︎
- Selanikliler 2:15 “sözle ya da mektubumuzla size öğretilen geleneklere bağlı kalın.” ↩︎
- St. Athanasius the Great, Ad Serapion (Benim Çevirim) ↩︎
- Yuhanna 21:25 ↩︎
- Aziz Theofilus’a göre, Süleyman’ın Özdeyişleri’ndeki Bilgelik (Sofia) Kutsal Ruh’tur, bu anlamda Aziz Theofilus’a göre Eski Ahit’teki Peder, Oğul, ve Kutsal Ruh, “Allah, Kelâm, ve Bilge’lik”tir. ↩︎
- Burada bahsedilen “Melekler, Başmelekler, Güçler, Fazıllar” farklı hiyerarşide olan meleklerdirin rütbeleridir. ↩︎
